Kategori arşivi: GoyGoy

Sevgililer Günü’nde Kadınları Etkileyecek 10 Hediye

Sevdiğimiz birine bir hediye seçmek hiçbir zaman kolay bir iş olmamıştır ancak özel günlerde bu durum biraz daha çetrefilli bir hal alıyor. Sevgililer gününde ‘ne alacağım’ telaşesi yaşayanların imdadına koşmaya geldik!

Sevgililer Günü’nde kadınları etkileyecek hediyeleri sizler için derledik.

1. Güzel bir buket çiçek

Size çok sıradan gelebilir ancak özel bir buket çiçeğin yerini birçok kadın için hiçbir şey tutmaz. Kaldı ki son dönemde yapılan eşsiz aranjmanlarla bu çiçeğin ne kadar özel olabileceğini tahmin edebiliyorsunuzdur.

2. Zarif bir takı

Yüzük olur, kolye olur, bileklik olur, küpe olur! Zarif bir takıyla yalnızca kadınları değil herkesi etkileyebileceğinizi asla unutmayın.

3. Şık bir saat

Madem takılardan konuştuk o halde bilekte şık duracak saati de göz önünde bulundurun deriz.

4. Kokusu akıldan çıkmayacak bir parfüm

Parfüm belki yine klasik görülen hediyelerden biri olabilir ancak en özellerinden biri. Koku hatırlamak demektir, sevgilinizi hatırlatacak, ona özel bir koku seçebilirsiniz.

5. Kaliteli bir kulaklık

Son dönemde hepimizin en büyük ihtiyaçlarından biri iyi bir kulaklık! Sizin şarkınızı bir kez de sizin, onun için seçtiğiniz kulaklıktan dinlesin.

6. Şipşak fotoğraf makinesi

Biriktireceğiniz tüm güzel anıları ölümsüzleştirmek için daha iyi ne olabilir ki?

7. Sevdiğinizin zevkine uygun bir ayakkabı

Topuklu, gündelik ya da sneaker! Artık o sizin sevdiğiniz insanı ne kadar tanıdığınıza kalmış. Ama bu hediyenin %100 etkili olduğunu unutmayın.

8. Yumuşacık, şık bir pijama takımı

Son dönemde hepimiz en çok zamanı evde geçiriyoruz ve her ne kadar inkâr etsek de bazılarımız bazı günleri pijamalarla geçiriyoruz. O halde o etkileyici pijamayı bulmayı da size bırakıyoruz ama yukarda söylediğimiz gibi o da ipek olabilir! Ya da kaşmir.

9. Gündelik ya da özel günler için bir çanta

Son dönemde el çantalarının ne kadar popüler olduğunu düşünürsek bu çantalar iyi bir seçenek olabilir. Siz yine de popülerlikten önce sevgilinizin zevkine öncelik veriniz.

10. Eli biraz yükseltmek isteyenler için: Daha güzel zamanların geleceği umuduyla güzel bir tatil için açık uçak bileti

Hepimiz o günlerin yakın olmasını umuyoruz. Siz de bu hediyeyle sevdiğinize beraber gidilecek güzel bir tatilin sözünü verebilirsiniz.

Tüm sevenlerin sevgililer günü kutlu olsun!

Partnerinizi Gözden Geçirin! İlişkide Yeşil, Sarı ve Kırmızı Bayrak Neye İşaret Eder?

Çoğu zaman sevgiden gözümüz kör olur ve ilişkimizin ne durumda olduğunu fark etmeyiz. Bunu yapmamız gerektiğini tekrardan hatırlatarak, sizi nasıl bir ilişkide olduğunuzu anlamanız ve değerlendirmeniz adına aşağıya davet ediyorum!

Kaynak: Kız Başına

Sarı bayrağın anlamı nedir?

Güvensiz bir ilişkide olduğunuzun belirtisidir. Bu bayrak, ilişkide baskının var olduğunu ve eşitliğin olmadığını gösterir.

Sarı bayrakta;

  • İletişim sorunu,

  • Güvensizlik,

  • Kararlar konusunda baskı,

  • Yalan,

  • Eşitsizlik 

görülür ve direkt olarak tehlikeyi ifade etmese de tehlike potansiyeli taşıyan davranışlar görülür ve sağlıksız bir ilişkiye işarettir.

İlişkide sarı bayrakta olduğumuzu nasıl anlarız?

  • Önemsiz durumlarda yalana başvurmak,

  • Ani duygu geçişleri (ani sinir ve mutluluk gibi),

  • Başkalarının yanında değişkenlik gösteren davranışlar,

  • Demoralize eden yıkıcı ve eleştirel davranışlar, 

  • Geçmiş hakkında ve geçmiş ilişkiler üzerinde gereğinden fazla konuşma,

  • Kararların, duygu ve düşüncelerin unutulması ve önemsenmemesi,

  • Yerli yersiz yerde sürekli aramak ve mesaj atmak

gibi davranışlarda bulunduğuna dikkat ederseniz, güvensiz bir ilişkide olduğunuz şüphesine düşmelisiniz.

Kırmızı bayrağın anlamı nedir?

Şiddet içeren bir ilişkide olduğunuzun belirtisidir. Bu bayrak, kontrolün var olduğunu ve sevginin olmadığını gösterir.

Kırmızı bayrakta;

  • Aşırı kıskançlık,

  • Suçlama,

  • Yalnızlaştırma/İzole etme,

  • Zarar veren iletişim,

  • Onay dışı ve şiddet eğilimli davranışlar

görülür ve kişiye karşı açık veya örtülü bir şekilde yapılan baskı kurma, özsevgi ve özsaygıyı düşürmeye yönelik saldırganca davranışlar görülüyorsa, tehlikeli bir ilişkide olunduğuna işarettir.

İlişkide kırmızı bayrakta olduğumuzu nasıl anlarız?

  • Partneri ve sevdiklerini tehdit etmek,

  • Aşırı kıskanç ve baskıcı tavırlar, 

  • Partneri ondan başka kimsenin onu kabul etmeyeceğine inandırmak,

  • Sarsmak, itmek, fırlatmak gibi şiddete meyilli davranışlar,

  • Çevresine, giyimine, davranışlarına müdahale etmek,

  • Durduk yere aldatmakla suçlayıcı davranışlar göstermek

 gibi davranışlar fark edildiğinde, şiddet içeren bir ilişkide olduğunuzun farkına varmalısınız.

Yeşil bayrağın anlamı nedir?

Güvenli bir ilişkide olduğunuzun belirtisidir. Bu bayrak, saygının var olduğunu ve kısıtlamanın olmadığını gösterir.

Yeşil bayrakta;

  • Eşitlik,

  • Güven,

  • Onay,

  • Kişisel zaman ayırma,

  • Ortak karar verebilme,

  • Açık iletişim 

görülür ve bu ilişki sağlıklı ve güvenli bir ilişkide olduğunuzu gösterir.

Bu yüzden partnerinizi gözlemleyin ve ilişkinizin ne durumda olduğunun farkına vararak hareket edin!

Unutmayın ki, güvenli bir ilişkide olmamak tamamen sizin elinizde!

Bu içeriklerde ilginizi çekebilir!

Bu Gençler Ne İstiyor? 8 Maddede 21. Yüzyıl Türkiye’sinde Genç Olmanın Getirileri!

Gençlik başımda duman, ilk aşkım ilk heyecaaan! Ne güzel bir şarkı değil mi? Hareketli, umut dolu sözlerle bezenmiş harika bir parça. Fakat şimdiki gençlerimizin tek derdi ilk aşkın ilk heyecanı değil. Değişen toplum düzeniyle birlikte gençlerin sırtındaki yük de paralel olarak artıyor. Kariyer hedefleri, maddi durum, sağlık ve ekonomi gibi unsurlar gençlerin hayatında birçok şeyin farklı olmasına neden oluyor. Şimdi gelin 21. yüzyıl Türkiye’sinde genç olmanın getirilerini birlikte inceleyelim.

1. Sosyal konulara daha duyarlı olmak.

Kabul etmeliyiz ki hem dijitalin bir getirisi olarak hem de yaş grubu olarak gençler sosyal konularda sesini çıkarmayı çoğu zaman başarıyor.

2. Daima iş bulma daha doğrusu iş bulamama kaygısını taşımak.

Ülkemizde bilindiği üzere üniversite okumak artık bir ayrıcalık değil. İşte bahsettiğimiz kaygı da tam bu noktada başlıyor. Üniversite büyük hayallerle giden birçok genç daha üniversite bitmeden iş bulamama kaygısı yaşıyor. İstihdamın yeterli düzeyde olmaması gençlerin birçoğunu bu kaygıya yönlendiriyor. Bu yüzden birçok genç okuduğu alan dışında para kazanma kaygısından dolayı çalışmak zorunda kalıyor. Gönül ister ki isteyen her insan eğitim gördüğü alanda işini severek ve en güzel şekilde yapsın.

3. Ve bazen canına tak edince gelen başka bir ülkeye yerleşme isteği!

Son zamanlarda seçkin kurumlar tarafından yapılan araştırmalar bu gerçeği yüzümüze vuruyor. Sosyal medya kanallarında daha fazla like almak için ” başka ülkeye gidicem yaaa.” demekten daha ileri boyutta gerçeklik taşıyan bir mesele haline geldi bu durum. Birçok genç artık Almanya, ABD gibi ülkelere göç etmek istiyor. Bunun nedenlerinin neler olduğunu ise biraz düşünsek bulabiliyoruz aslında: daha iyi iş olanaklarına sahip olmak.

4. Dijital dönüşümün öncüsü olan bir kitlede bulunuyor olmak.

Ülkenin dijitale en çabuk ayak uyduran ve bunu gerekli alanlarda bocalamadan kullanabilen kitlesi gençler. Aslında dijital dönüşümün getirileri sayesinden çalışma düzenleri, ifade özgürlüğü konusunda başarılı olan bu kitle dijitalin avantajlarını da güzel kullanıyor.

5. ”Ah bizim zamanımızda böyle miydi?” cümlesinden yola çıkarak hangi neslin daha şanslı olduğunu düşünüp durmak.

Teknolojinin gelişiminin hiç olmadığı kadar hızlı ve zirve yaptığı bir dönemin içine doğmalarına, büyük savaşlar ve yıkımlar görmemelerine rağmen Z kuşağının yüzde 56’sının kendini ebeveynlerine göre şanslı hissetmiyor oluşunun altında işsizlik, aldıkları eğitimden duydukları memnuniyetsizlik ve tüm dünyayı ilgilendiren iklim krizi gibi sorunlar yattığı söylenebilir.

6. Yılın girişimcisi olma hayalleriyle kendi işini kurmayı düşünmek.

Bu cesur hareket kimileri tarafından takdir edilesi bir durum olsa da ülkenin ekonomik durumunu düşününce gençler durup bi tekrar düşünüyor maalesef. Ekonomik dalgalanmaların çok sık yaşandığı bir ülkede yaşıyor olmak, bu isteğin çoğu zaman sadece gençlerin hayallerini süslenmesine neden oluyor. ????

7. O çok sevilen gönüllülük faaliyetlerine katılacak motivasyonu çoğu zaman bulamamak.

Gönüllülük faaliyetleri insanın sosyal bir varlık olmasını destekleyen en önemli unsurlardan bir tanesidir. Fakat gençler bu faaliyetlerde yer almak için yeterli motivasyona çoğu zaman sahip değiller. Hayatlarında çoğu şeyin yolunda gitmediğini düşündükleri için ülkemizde gönüllülük faaliyetlerine katılan gençlerin sayısı çok az.

8. Gelecek için daima umutlu olmaya çabalamak.

”Umutla yaşayan, müzik olmadan da dans eder.”demiş George Herbert… Tam da bunun gibi aslında umut etmek her zaman motivasyonu artıran ve insanı yaşama bağlayan bir unsur. Türkiye’deki gençlerin birçoğu her şeye rağmen yine de umut etmeye devam ediyor.

Gençlerin hayattan beklentileriyle ilgili konuşulması, düşünülmesi gereken daha bir sürü şey var.

Habitat Derneği’nin Türkiye’de Gençlerin İyi Olma Hali Araştırmasını okuyarak konuyla ilgili ayrıntılı bilgi alabilirsin!

Günümüzün Gittikçe Popülerleşen Sistemi Uzaktan Çalışmada Olmazsa Olmaz 8 Şey

Özellikle son bir yıldır adını sıklıkla duyduğumuz uzaktan çalışma, kimileri için oldukça keyifli kimileri için de büyük krizlere zemin hazırlayan bir sistem olarak görülüyor. Herkese göre farklı anlamlar barındırmasının temelindeyse bu çalışma sisteminin uygulanışındaki farklılıklar yatıyor. Şimdi gelin, uzaktan çalışma sisteminde olmazsa olmaz dediğimiz bazı unsurları birlikte inceleyelim.

1. Canın nerede isterse oradan çalışabilme.

Uzaktan dediysek öyle illaki evden çalışmaktan bahsetmiyoruz. Ne de olsa iş; senin götürmek istediğin her yere gelebilmelidir, seninle birlikte!

2. Ekip arkadaşlarından uzakta da olsan takım ruhu önemli!

Uzaktan çalışmanın bir getirisi olarak somut temalı bir etkileşim olmadığı için çalıştığın yer; birbirini destekleyici bir kültüre sahip olmalı ve bütünleyici duygular barındırmalı.

3. Çalışırken kendini hem özgür hem de rahat hissetmelisin.

Böyle bir çalışma ortamında verimliliğin artması kaçınılmaz!

4. Dikkat dağıtacak unsurların olmadığı bir ortam oluşturmalısın.

Yani bu kişiden kişiye değişir tabii ki ama sen neyin dikkatini dağıtacağını zaten biliyorsundur.

5. Gittiğin, gördüğün bir ofis olmasa da tüm yan hakların seninle olmalı!

Sonuçta ofise gitmiyoruz diye yemek de mi yemiyoruz?

6. Çalışma arkadaşlarınla ofis ortamında yaptığınız gibi online da olsa bi kahve muhabbeti yapmayı ihmal etme!

Özleminizi giderirken yukarıda bahsettiğimiz takım ruhunuzu da kaybetmemiş olursunuz.

7. Ofise girişte mesai tutan müdürler tarih oldu.

Kendi öz disiplininle yapmak istediğin işi, yapmak istediğin saatler içerisinde yapabileceğin bir ekipte olman önemli.

8. Ah bu arada bir mekanı olmasa da yarattığı kültür sayesinde Great Place to Work sertifikası olmalı!

Yani demek istiyoruz ki; uzaktan çalışırken ofis kültürünü dijitalde de devam ettirebilmeli.

Bunları kim yapar dediğinizi duyar gibiyiz! Ama biz tüm bu maddeleri barındıran bir topluluk tanıyoruz; 4PLAY – Mobile Creative People! 4PLAY; 2021 Great Place to Work sertifikasını alarak tüm bu disiplinleri kanıtlamış bir kabile!

Onları daha yakından tanımak için bu videoyu izleyebilir, Instagram hesabını ziyaret edebilir veya  Twitter adminlerinden; ‘Playroom’ adını verdikleri 7/24 sohbete açık olan Zoom linkini alıp bir kahve içebilirsin!

Erkeklerin Evlerine Gelen Kadın Konuğu Memnun Etmeleri İçin Yapmaları Gereken 13 Şey

Hiçbir kadın evinize sizi süper zengin zannederek gelmiyor, üç kuruş maaşınızla çalışan ya da öğrenci olan bir erkek olabilirsiniz. Evinize her zaman özen göstermeniz gerekli.

1. Lavabodaki kılınızı yününüzü temizleyin.

Erkek yaşayan her evin en net sorunlarından biri de bu lavaboda tıraş vs. yüzünden biriken, ortalığa saçılan kıl tüydür. Kadın konuğunuz gelmeden önce lavaboya şöyle bir su tutuverin yeter.

2. Kedinize sahip çıkın.

Kedi besleyenler bilir ki dünyanın en ani, dengesiz hareketlerine sahiptirler. Kadın konuğunuzun kedi sevip sevmediğine bakmadan hayvanı önce bir zapt edin. Bazı insanlar kedilerden korkar, sevmez. Bazısı da kılından tüyünden tiksinir. Unutmayın o kedi sizin kediniz, sizin gibi hiç kimse sevemez ama herkes de sizin gibi sevmek zorunda değil. Kedinin deli deppek hareketleri kadın konuğunuzu rahatsız edebilir bu yüzden miyok kedinizi kontrol edin.

3. Eve doğru dürüst yeni bir terlik alın.

Erkek evlerinin en önemli sorunlarından biri eve gelen kadına verecek terlik olmamasıdır. Büyük ihtimal evinizi düzenli temizleyemediğiniz için yerler toz doludur ve hiçbir kadın evine döndüğünde simsiyah çorabının altını tozdan bembeyaz olmuş görmek istemez. Eve gelen kadına terlik verin ama bu terlik balkon terliği bile olamayacak hale gelmiş bir şey olmasın. Evinizde her zaman yesyeni bir çift terliğiniz olsun.

4. Çekyatınızın ayarlarını kontrol edin.

Bekar erkek olduğunuz için evinizde muhtemelen iki adet çekyat vardır ve konuklarınızı bu çekyatlarda ağırlıyorsunuzdur. Memleketten anam babam gelince açar yatırırım diye aldığınız çekyatta ana baba dışında tüm sosyal çevrenizi yatırdığınız için o çekyat çeke yata eskimiştir. Paranız varsa çekyatınızı değiştirin (ki yoktur) yoksa kadın konuğunuz çekyata oturduğunda lönk diye geri düşmesin diye bir ayar tutturun artık, siz bilirsiniz.

5. Misafiri rahat ettirmenin bokunu çıkarmayın.

Bazı erkek arkadaşlar eve kadın misafir geldiğinde rahat etsin diye eve cilt, kozmetik ürünü alıyor. Bu çok düşünceli ve hoş bir hareket ancak abartırsanız sorun. Evinde bu kadar çok göz makyajı temizleyicisi, deodorant, makyaj temizleme sütü olan bir erkek kadının gözünde “davşan gibi depişiyo bu kesin” algısı yaratır. Konuğunuz rahat etsin diye 1-2 şey alın, bokunu çıkarmayın.

6. Tuvalet fırçanızı değiştirin.

Muhtemelen 3-4 senedir kullandığınız emektar tuvalet fırçanızı değiştirin. Kendisinden ayrılmak sizin için çok zor olacak biliyorum ama kadın konuğunuz için bu tür fedakarlıklarda bulunmak zorundasınız.

7. Bulaşıklarınızı Allah rızası için yıkayın.

Her bekar erkek evinin klişesi olan arşa yükselmiş kirli bulaşık dağından kurtulun. Yok ben yıkayamam diyorsanız da konuğunuz gelmeden önce ortadan kaldırın, balkondan atın, pencereden savurun ama kurtulun. Hiç kimse böyle bir ortamda rahat edemez, siz de etmemelisiniz.

8. 2 yıldır temizlenmeyen ocağınızı temizleyin.

Biliyorum çok zor bir istek ama üzerinde patates kızartması yapmaktan vıcık vıcık yağ kaplanmış pis ocağınızı temizlemeniz güzel olur.

9. Leş alkolik olduğunuzu gizleyin.

Evde ekmek neyin alırım diye beklettiğiniz depozitolu bira şişelerinizi kadın konuğunuz gelmeden önce elden çıkartın. Arkadaşınızın free shoptan getirdiği şekilli şüküllü içki şişeleri kalabilir. Alkolikliğinizin de bir kalitesi bir gustosu olduğunu gösterebilirsiniz.

10. Evi havalandırmaya özen gösterin.

Biliyorum Rusya ile aramız kötü, doğalgaz faturaları maaşın üçte biri ama ümmeti Muhammed aşkına arada şu evinizi havalandırın. Ekşi ekşi kokan bir ev misafirinizi rahatsız eder.

11. Sadece hijyen yetmez biraz da kültürlenelim.

Evin en görünen yerine 5-6 kitap serpiştirin ki kadın misafiriniz “Allah’ın davarı evinde bir tane bile kitap yok” demesin. Hatta mümkünse gidip 3 tane Kürk Mantolu Madonna alın ve bunları evin salonuna, banyosuna, yatak odanıza serpiştirin çünkü kitap bu ara aşırı revaçta hatta evinde Kürk Mantolu Madonna kitabı olmayan ve bu kitapla kahve içerken fotoğrafı olmayanı dövüyorlar.

12. Kirli çoraplarınızı ortalıktan kaldırın.

Kirletip bir paçavra gibi evin muhtelif yerlerine öbek öbek bıraktığınız çoraplarınızı kirli sepetinize (hehe kesin yoktur) atın. Gerçi büyük ihtimal dede olana kadar bu huyunuzdan vazgeçmeyeceksiniz ama olsun.

13. Yemeği siz pişirin.

Biliyorum hiçbiriniz bu kadar kaslı, seksi, yakışıklı değilsiniz ama bir kadını etkilemek için tipe, paraya sahip olmanız gerekmez. Eve gelen kadın konuğunuza kendi ellerinizle yemek yaparsanız (ki bu makarna olur omlet olur öyle gurme olmanıza gerek yok) bu kendisini çok memnun eder. Dışarıdan pizza filan sipariş edeceğinize konuğunuza özel hissettirmek için elcağızınızla yemek yapın.

Millette Ne Fetişler Var! İleri Yaştaki İnsanlar ile Cinsel Birliktelik Yaşama İsteği: Gerontofili

Kanımız dondu!

Kaynak: https://blogs.scientificamerican.com/ber…

Gerontofili, yaşlılar tarafından uyarılmak anlamına geliyor.

Gerontofili, bireyin yaşlı kimseler tarafından uyarılmasına neden olan erotik yaş oryantasyonuna deniyor. Yani pedofili yelpazesinin zıt kutbundadır.

Teori ilk kez İngiliz psikiyatrist T. C. Gibbens tarafından 1982 yılında ortaya atıldı.

İngiliz psikiyatrist, gerontofili insanların içten içe pedofilik eğilimleri olabileceğini de belirtti.

Anormal cinsellik araştırmalarının babası Richard von Krafft-Ebing, gerontofili için “ileri yaştaki insanları sevmek” tanımını yaptı.

Bunun üzerine 1981 yılında, seksolog John Money gerontofiliyi “Genç bir yetişkinin, uyarılmayı başlatmak, sürdürmek, orgazmı kolaylaştırmak veya orgazma ulaşmak için çok daha yaşlı bir partnerle cinsel bir aktivite gerçekleştirmesine ya da bunun fantezisine bağlı olduğu durum.” şeklinde açıklığa kavuşturdu.

Kritik nokta, gerontofili insanların orgazma ulaşabilmesi için sadece yaşlı insanları arzulamaları değil onlarla seks yapması ya da bunun hayalini kurmaları da gerek.

Olay aşk ya da para değil!

“Gerçek bir gerontofili” için asıl çekici olan şey yaşlılığın getirdiği kırışıklık, beyaz saç, eğimli duruş, yavaş yürüyüş gibi fiziksel özellikler.

1929’da psikiyatrist A. Kutzinski, konuyla ilgili kısa bir vaka çalışması yayınladı.

Psikiyatrist, gerontofili olan hastası hakkında şunları yazdı;

Gerontofili doğuştan gelen bir yönelim.

Kutzinski’nin analizinden itibaren erkek cinselliği hakkında öğrendiklerimiz doğrultusunda, bu adamın 20’li yaşlarının ortasında gerontofili oluşturmadığı ve aslında her zaman gerontofili olduğu söylenebilir. İlk kez yaşlı bir partnerle birliktelik yaşamış olması, aslında içinde var olan gerontofiliyi açığa çıkardı.

Gerontofilinin insanlar arasındaki yaygınlığı bilinmiyor, ve bu konuda yapılan bir çalışma da yok.

Ayrıca pedofilinin aksine gerontofili, DSM’in (Mental Bozuklukların Tanısal ve İstatistiksel El Kitabı) hiçbir versiyonun dahil edilmemiş, gelecekte de eklenmesi henüz planlanmıyor.

Genel inanış, iki tarafın da rızası varsa, gerontofilinin zihinsel bir bozukluk olarak tedavi edilmesi için hiçbir neden olmadığı yönünde.

Bu konu hakkında sizin görüşleriniz neler? Bizlerle yorumlarda paylaşmayı unutmayın.

“Kesin Benden Hoşlanıyor” Demeden Önce Kadınların Yeşil Işık Yaktığı Anlamına Gelmeyen 12 Hareket

Sürekli farklı anlamlar yüklenen kadın davranışlarına karşı siz de nasıl davranmanız gerektiğini bir türlü kestiremiyorsanız sizi şöyle alalım;

1. Taksicilerin anlattıklarını kibarca dinleyip, gülümsüyor olmamızdan nasıl 2 dakika içerisinde onlardan hoşlandığımız çıkarımı yapılıyor hala anlamış değiliz.

2. Tek başımıza oturup yemek yiyor olmamız belki acelemiz olduğu ya da sadece canımız öyle istediği içindir, bize eşlik edecek birilerini aradığımızı da nereden çıkardınız?

3. Birisine güler yüzlü ve samimi davranıyor olmak, ona aşık olduğumuz anlamına gelmiyor. Sadece kibar insanlarız yani mizacımız bu.

4. Toplu taşımalarda bir erkeğin yanına oturuyorsak bu da sadece daha fazla ayakta kalmak istemediğimizi gösterir, hepsi bu.

5. Eteğimizin biraz yukarı çıkmış olması ya da bluzumuzun hafif kaymış olmasına da anlamlar yüklemenize gerek yok, insanlık hali sonuçta farkında olmadan olabiliyor.

6. Birisinin yardım etme teklifini kabul etmemiz demek, karşılığında da bir şeyler vereceğiz demek değil.

İnsanlar zaten normal şartlar altında karşılık beklemeden yardım etmek ister…

7. Ya da kalabalık bir yerlerde masamızı paylaşmak zorunda kaldığımız herkesle flört etmek gibi bir niyetimiz yok.

8. Bazen sadece kendimizi öyle görmek istediğimiz için evde süslenip öylece kendimizi izlemek isteyebiliriz.

9. Okuldan ya da iş yerinden çok da tanımadığımız birine selam vermemiz ondan hoşlandığımız anlamına gelmiyor.

10. Yukarıdaki önerme her türlü ilişki için geçerli. Mesela patronumuzla konuşuyor olmamız da onunla ilgilendiğimiz anlamına gelmiyor. Sadece işimizle ilgileniyor olamaz mıyız?

11. Daha da kötüsü, sadece erkeklerden değil, bizimle aynı sorunları yaşayan hemcinslerimizden de bu eleştirileri duymak zorunda kalıyoruz…

“Yoksa bu adamdan hoşlandın mı?” Oysaki sadece elleriniz dolu olduğu için kapıyı açan birine teşekkür etmişsinizdir.

12. Evde yalnız olduğumuzda tamirci çağırmaktan ne kadar tedirgin olduğumuzu tahmin edebiliyor musunuz?

BONUS: Bir de, gece 12’de de dışarı çıkabiliriz, 3’te de. Hem de sadece canımız öyle istediği için…

Erkeklerin Suçu Yokmuş! Cinsel Birleşme Sonrasında Erkekler Neden Arkalarını Dönüp Yatıyor?

Öncelikle şunu söyleyelim, durum kişisel değil. Ne kadının nitelikleri ne de erkeğin hisleri burada rol oynuyor.

Birliktelik sonrasında kadınların haklı bir şikayeti var…

Erkeğin bir anda sanki daha önce herhangi bir yakınlaşma olmamış gibi ortamdan soyutlanması, karikatürize edecek olursak kıçını dönüp yatması durumu büyük rahatsızlık yaratıyor. Davranışa tek başına baktığımız zaman böyle bir rahatsızlık oluşması gayet anlaşılır.

Olayın aslını bilimsel gerçeklerle anladıktan sonra kadınlar erkeklere yüklenmekten vazgeçecek.

Çünkü erkeklerin yaşadığı ilgisizlik hissi birleşme sonrası karşılarındaki kişiden soğumalarıyla ya da o kişiyi sadece cinsel bir obje olarak görmeleriyle bağlantılı değil.

Yani ilk olarak söylememiz gereken şey, durum kişisel değil. Ne kadının nitelikleri ne de erkeğin hisleri burada rol oynuyor.

Önce biraz teknik terimlere başvuralım, bu an tıbbi olarak refrakter dönem olarak tanımlanıyor.

Refrakter dönem bir sinir sinyalinden hemen sonra, kısa bir süre içinde eşik şiddetini aşan başka bir uyarının başka yeni bir sinyali ateşleyememe durumu. Yani gücünüzü toplayıp bir yere hızlıca koştuktan hemen sonra aynı hızla tekrar harekete geçememek gibi, tepe noktasına ulaşan bünye refrakter döneme giriyor.

Bir yakınlaşma özelinde inceleyecek olursak refrakter dönem doruğa ulaştıktan hemen sonra ortaya çıkıyor.

Bu dönemin kapsadığı zaman aralığı ise orgazmla tekrar yakınlaşabilecek, uyarılmaya hazır olduğunuz zaman arasında. Bir yenilenme süreci olarak da düşünülebilir. Böyle bir dönem tüm canlılarda yaşanıyor, sadece erkeklere mahsus değil.

Erkeklerde refrakter dönemin kadar dikkat çekici biçimde sonuçlarını görmemiz erkek sinir sisteminin yakınlaşma sonrası vücut değişikliklerinden daha fazla etkilenmesi.

Güvenilir araştırmalar prostaglandinlerin sinir tepkilerini yöneterek erkeği uzun bir döneme soktuğunu düşünüyor. Kadınlarda bu sürenin görece daha kısa olması değil asıl mevzu, erkeklerde yenilenmek için gereken sürenin daha uzun olması.

Bu sürede bir erkek istese bile herhangi bir yakınlaşma hissini doğuramıyor, çabalasa da sanki bir şeyler onu engelliyor.

Bilim bunları söylüyor, peki bu dönemin uzayıp kısalmasında erkeğin karşısındaki kadına duyduğu sevginin bir etkisi var mı?

Biraz bilimsel görüşten uzaklaşmak olacak ancak insanların konuya dair yorumları üzerine düşünmek gerekiyor. Her erkek bunu yaşasa da yakınlaşma sonrasında çok derin bir yabancılaşmanın ortaya çıkması bazı hisleri yoklamak lazım mı? Belki de karşınızdaki kişiye hissettiğiniz bir yabancılık var ve bu ancak en savunmasız anınızda ortaya çıkıyor.

Peki, refrakter dönemi kısaltarak iki yakınlaşma arasındaki süreyi minimuma indirmenin bir yolu var mı doktor?

Belli başlı bir formülü yok ancak ilk olarak partnerinizle yakınlaştığınız o özel zamanları ara sıra güncelleyin. Bazen sıklıkları, bazen gün içindeki saatlerle oynayın. Yeni pozisyonlar deneyin ki olası yeni hazlarla zihninizdeki haritayı genişletin.

Refrakter döneme girdiğinizde sizi normal bir anda ne harekete geçiriyorsa onu düşünün, partnerinizin de buna katkıda bulunması için desteğini isteyin.

Bir de şu açıdan düşünelim, erkeklerde böyle bir dönem olmasa her şey daha iyi olur muydu?

Dur durak bilmeden saatlerce süren, biri bitip tek başlayan birliktelikler sonucunda hayatta kalmanın pek kolay olmayacağı aşikar. Yani evrimsel olarak erkeklere sağlıklarını koruyabilmeleri için yapışmış bir özellik olabilir bu. 

Bu bilgileri hafızaya atıp biraz daha anlayışlı olmak gerek. Şimdi, tüm anlattıklarımızı düşününce erkeklerin bu haline kızmak çok da mantıklı değil sanki? 

Kaynaklar: 1, 2, 3

Bu içerikler de ilginiz çekebilir.

İlişkilerde Hep Aynı Sorunlu Tiplerle Karşılaşmamızın Bilimsel Açıklaması: Yineleme Zorlantısı

Hayatınıza giren kişiler hep bir önceki sevgiliniz gibi mi? Evet bizim de öyle! Bunun bir bilimsel açıklaması var, bir bakalım!

Hepimizin hayatında daha önceki sevgililerimize benzeyen, aynı sorunları yaşadığımız kişiler olmuştur.

Nerede zorba, nerede manyak, sorunlu tip varsa hep bizi ya da çevremizdeki kişileri bulmuş gibi hissederiz. Ve hep neden aynısı oluyor diye sorup dururuz.

Ama merak etmeyin sorun sizde değil, siz manyakçeker değilsiniz.

Bu yaşanılanların bilimsel açıklaması var ve bunu sadece siz yaşamıyorsunuz. Aslında bütün olay bilinçdışında olup bitiyor.

Aslında bu durumun açıklamasını Freud bulmuş: Yineleme Zorlantısı

Hayatımızda bize travma yaratan, üzen pek çok şeyi nasıl yeniden yaşayabiliyoruz sorusu üzerine düşünen Freud bu durumu açıklığa kavuşturmuş.

Kişinin farklı olmadan tamamen bilinçdışı yollar ile önceki dönemlerde yaşanan olayları tüm dekor, kostüm ve senaryo ile hayatı boyunca yaşamasıdır aslında yineleme zorlantısı.

Bunu bilinçli olarak yapmayız, bunun arkasında tamamen bilinçdışının travmayı yaşadığı yere ve ana dönüp çözme isteği vardır.

Zihin travmanın yaşandığı yere giderek problemi çözmeye çalıştığı için her zaman o tramvaya benzeyen koşulları yaratmaya çalışır.

Siz her ne kadar ”Artık hayatımda böyle birini istemiyorum” deseniz de bilinçdışı bir şekilde bu örüntüleri tamamlar ve aynı senaryoyu kurgularken kendinizi bulursunuz.

Çözülmemiş travmaları farklı kişilerle farklı zamanlarda yaşasak da zihnimizin tek bir isteği vardır: Travma sonucundaki davranışı değiştirmek.

Zaten bu davranışı değiştirdiğinizde bu travmayı da çözmüş oluyorsunuz, takdir edersiniz ki bu da çok kolay olmadığı için hep aynı döngünün içine giriyorsunuz.

Freud’a göre daha da detaya inersek bu travmaların tekrarlanmasının tek sebebi sizsiniz.

Yaşanılan travmalardan ve olaylardan sonra kişi genellikle kendini suçlu hisseder ve ”Ben böyle yaptığım için oldu” diyerek her zaman kendini suçlar. Bir yandan da zihin bu olumsuz durumdan vazgeçmek istemez, o yüzden de aynı travmayı tekrar tekrar yaşatmaya çalışıyor.

Zihin bunca şeyi sadece iyileşmek için yapar ama eğer siz bu değişimi fark etmez ya da istemezseniz hayatınız aynı sorunlarla tekrar eder.

Eğer gerçekten sizi üzen ve size zarar veren şeylerin bir son bulmasını istiyorsanız bunlara sebep olan tramvayı bulup çözmeniz gerekmektedir.

Çünkü siz travmanızı çözmedikçe her seferinde daha ağır koşullarda benzer bir travma daha yaşamaya başlarsınız.

Zihninize kulak verin, gerekiyorsa dışarıdan bir yardım bile alabilirsiniz. Hiçbir şey tekrarlanmak ve sizi daha da fazla yıpratmak zorunda değil.

Muhtemelen Sadece Türkiye’de Denk Gelebileceğiniz Beyin Yakan 12 Evlenme Teklifi

Bu kadarına gerek var mı gerçekten?

Başka yerlerde mizahı ya da romantizmi öndeyken Türkiye’de evlilik teklifleri adeta birer adli olay tadında gelişiyor.

1. Yaşlı bir yazar kılığına girdi, içinde yüzük olan kitabı sevgilisine verdi.

Erman Çelik, arkadaşlarının yardımıyla organize ettiği evlenme teklifinde sahil şeridinde gezen vatandaşlardan yardım isteyerek imza almak için kuyruk oluşturmasını istedi. Bu sırada genç çiftin arkadaşları da Ayşegül Uysal’ı arayarak imza gününe çağırdı. Daha sonra imza standı önünde kuyruğa giren Çelik’in kız arkadaşı, kendisi için yapılan evlenme teklifinden habersiz imza almak için bekledi. Erkek arkadaşını yapmış olduğu yaşlandırma makyajıyla tanıyamayan Ayşegül Uysal, kitabı olmadığı için erkek arkadaşı yanında bulunan bir kitabı imzalayarak kendisine verdi. Çelik, işaret diliyle kız arkadaşına kitabı açmasını söyledi. Bu esnada Uysal, kitabı açarak içine konulmuş yüzük kutusunu görünce neye uğradığını şaşırdı. Cevabı “Evet” oldu.

2. Yaşlı adam kılığına girip evlenme teklif etti, kadın korkup kaçtı. Sonra şaka ortaya çıktı tabii.

Yaşlı adam maskesi takan Veyis Coşkun, akıl hastası taklidi yaparak sınıfta öğrencilerle ders işleyen Yeliz Çokyaşar’ın yanına gitti. Rehabilitasyon merkezinde çalışan görevlinin “yeni öğrenciniz” diye tanıştırdığı yaşlı adam kılığındaki Coşkun, dengesini kaybetmiş gibi yaparak önünde diz çöktüğü Çokyaşar’a yüzük verdi. Hediye verildiğini düşünen Çokyaşar teşekkür ederken, Coşkun, “Ben yaşlı halimde bile bir tek sana deliyim. Benimle evlenir misin?” dedi. Ancak Coşkun’un gözlüğü çıkartması nedeniyle korkan Çokyaşar, paniğe kapılarak uzaklaşmak istedi. Coşkun, bunun üzerine yüzündeki maskeyi çıkarttı. Sevinç gözyaşları döken Çokyaşar, Coşkun’a sarılarak uzun süre ağladı. Ardından da gözyaşları ile evlenme teklifini kabul etti.

3. Evlilik teklifi için pankart astı, zabıta ekipleri pankartı söktü.

Düzce Kalıcı Konutlar’da oturan sevgilisine evlenme teklif etmek için Nalbantoğlu Köprüsü’ne üzerinde “Benimle evlenir misin?” yazan bir pankart astı. Düzce Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ekipleri de rutin kontrolleri sırasında pankartı gördüler. Pankart izinsiz olduğu için köprü korkuluklarından sökülerek kaldırıldı.

4. E-5’i trafiğe kapattı, evlenme teklifi yaptı. Bu sürprize katılan 7 kişi evlenme teklifinden sonra gözaltına alındı.

Şirinevler E-5 Karayolu üzerinde gerçekleşti. Edinilen bilgiye göre, M.K yönetimindeki 7 araçlı konvoy yolu kapattı. Daha sonra konvoyda bulunan bir otomobil yol üzerinde spin atmaya başladı. Konvoyda bulunan otomobil spin atarken, aracından inen M.K. başka bir araç içerisinde bulunan kız arkadaşına, elinde bulunan yüzükle evlenme teklifi etti. Trafikte bulunan diğer sürücüleri adeta çileden çıkaran grup, evlenme teklifi esnasında havai fişek gösterisi yaptı.

Olay sonrasında polis ekiplerince gözaltına alınan M.K ve arkadaşları, emniyetteki sorgusunun ardından adliyeye sevk edildi. M.K. emniyetten çıktığı esnada gazetecilerin, ‘Evlenme teklifi için insanları tehlikeye düşürdün. Bir şey söyleyecek misin’ sorusuna, ‘Seviyorum’ şeklinde cevap verdi.

5. Polis telsizi üzerinden evlenme teklif etti.

Kütahya’nın Simav ilçesinde görevli polis memuru Enis Öztürker, meslektaşı Birgül Kaymaz’a polis telsizi anonsuyla evlenme teklifinde bulundu ve bu teklife, ‘Anlaşıldı, kabul ediyorum’ yanıtını aldı.

6. Evlenme teklif etmek isterken gözaltına alındı.

Ankara’da sevgilisi M. K.’ya (22) evlenme teklifi etmek isteyen Sertaç Yüksel (26) teklifini gerçekleştiremeden gözaltına alındı. Yüksel, Çankaya Üniversitesi’nde öğrenci olan K.’nın okul için kullandığı Eskişehir Yolu üzerinde 3 köprüye toplam 6 pankart açtı. Yüksel, okula gidecek olan K.’nın pankartların asılı olduğu yerden geçmesini ve evlenme teklifini gerçekleştirmeyi beklerken bölge Jandarma ekipleri olay yerine geldi. Jandarma ekipleri izinsiz olduğu gerekçesiyle pankartları köprüden indirdi. Yüksel, gözaltına alınarak gerekli işlemler yapılmak üzere karakola götürüldü.

7. Evlenme teklifi için sevgilisinin içinde olduğu otobüsün yolunu kesti.

Turgutlulu Hasan Dindar, milli hentbolcu olan sevgilisi Burcu Pirinçci’ye sürpriz bir evlenme teklif etti. Hasan Dündar’a yakın arkadaşları da yardımcı oldu. Burcu Pirinçci, Turgutlu’dan şehirlerarası yolcu otobüsüyle İzmir’e hareket ettikten sonra harekete geçen Hasan Dündar arabasıyla birlikte E-96 kara yolunda “Burcu’m Benimle Evlenir misin?” pankartı açtı. Araçla birlikte yolcu otobüsünün önüne kesen çılgın aşık otobüsü durdurdu ve sevgilisi Burcu Pirinçci’ye evlenme teklifinde bulundu. Pirinççi “Evet” dedi.

8. Sevdiği kadının ailesiyle karakolluk oldu. Karakol çıkışı elinde gelinlikle evlenme teklif etti.

36 yaşındaki Nurettin Y., bir süre önce İstanbul’dan arkadaş olduğu ileri sürülen Burcu Y. için Torbalı’ya geldi. Evlenmek için kızın ailesini ikna etmek için uğraşan Nurettin Y., tüm ısrarlarına rağmen bunu bir türlü başaramadı. Israrlarının dozunu artıran Nurettin Y., kızın ailesinin şikayeti üzerine karakolluk oldu. Sevdiği kızın ailesini ikna etmek için her yolu deneyen Nurettin Y., sevdiği kıza İstanbul’dan yanında getirdiği gelinliği vermek istedi. Torbalı İlçesi Emniyet Müdürlüğü Polis Merkezi’nin bahçesinde bekleyen Nurettin Y., kapının önünde Burcu Y.’ye evlenme teklifinde bulundu. Neye uğradığını şaşıran genç kız, olup biteni anlamaya çalışırken ailesi tarafından Emniyet Müdürlüğü bahçesinden uzaklaştırıldı.

9. Kapıya değil pencere önüne gidip evlenme teklif etti.

İtfaiye aracı ile sevgilisinin evinin önüne gelen itfaiyeci Şevket Kaya, sevgilisi Cansu Atlı’nın üçüncü kattaki evine itfaiye aracının merdiveni ile çıkarak cama vurdu. Kaya, büyük bir şaşkınlıkla balkona çıkan Cansu Atlı’ya, “Seni Seviyorum. Benimle bir ömür boyu olmaya var mısın?” yazılı pankartı açtı. Cevap “Evet” oldu.

10. 500T’de giderken sevgilisini arayıp evlenme teklif etti.

Tuzlasporlu Nihat, kız arkadaşını otobüsün içinde arayarak evlenme teklifinde bulundu. Fenerbahçe maçına 500T ile gitme fırsatını iyi değerlendiren Nihat Yılmaz, basın mensuplarının önünde ve canlı yayında, Gaziantep’te bulunan kız arkadaşını telefonla arayarak evlenmek istediğini söyledi. Hemşirelik yapan Meltem Özdemir duruma çok şaşırdı ve sürpriz teklifi kabul etti.

11. Sağlıkçı sevgilisine evlenme teklif etmek için trafik kazası geçirmiş rolü yaptı.

Tuncel Karakaş, hazırladığı senaryo gereği İskele Meydanı’nda motosiklet kazası geçirdi. 112 İstasyonuna gelebilecek herhangi bir anonsa karşı Kumbahçe İstasyonundaki yedek ambulansı ayarlayan arkadaşları, kazanın bildirilmesi üzerine kısa sürede bölgeye hareket etti. Ekip üyeleri ile Duysu Uçan, olay yerine gelerek yerde yatan yaralıya hızla müdahale etti. Başında kask bulunduğu için arkadaşını tanıyamayan Uçan, çevredeki vatandaşların yardımıyla yaralının kaskını çıkarınca büyük bir şaşkınlık yaşadı. 4 yıldır birlikte olduğu erkek arkadaşının yaralandığını düşünen Uçan, olayın şokuyla arkadaşına bir süre sarıldı. Tuncel Karakaş’ın daha sonra karşısında diz çökerek evlenme teklif etmesiyle bir kez daha şaşıran Uçan, “Evet” cevabı verdi.

12. Evlilik teklifi normal, yüzüğün yanında kelepçe eşantiyon.

Zonguldak’ta 6 yıldır görev yapan polis memuru 26 yaşındaki Gökhan Yavuz, evlilik teklifini kabul eden kendisi gibi polis kız arkadaşı Gizem Sakallı’ya, yüzükle birlikte kelepçe taktı.